Arzu Gök
--

Arzu Gök balıklarını yerleştirdiği beyaz uzam içerisinde, hayatın çakralarını keşfetmek üzerine bir öykü yazıyor. Bu çabayla tasarladığı küçük parçalardan oluşan bütünler, dikey ve düşey kompozisyonlar izleyicinin minimal eksende bir serüveni deneyimlemesini sağlarken, detaylardaki ince duyum her parçayı kendi içinde Gök’e ait ayrı bir ize dönüştürüyor, bizi günümüzün kalabalık ve karmaşık dünyasından çıkarıp sonsuz, derin bir atmosferin içine bırakıveriyor.

Dinginliğin ritminde, küçük gezegencikler arası bir gezintiye ya da bir yaşam formunun başlangıcı olan organik bir yuvaya sığınıyoruz. Yuvamıza...

Arzu Gök'ün Eserleride Balık ve Dünya

"İnsanlık tarihi boyunca çok kez yorumlanan "Balık" zamanla değişik anlamlar kazansa da temelde yenilenme, doğurganlık ve değişimin sembolüdür. Asya'nın bazı ayinlerinde balığa tapınılırken, rahiplerin balık yemesi yasaklanmıştır. Bazı mitolojilerde ise bilgelik anlamına gelmektedir. Sayısız yumurta yapabilme özelliğinden dolayı doğurganlık sembolü olan balık bu özelliğiyle Babiller, Fenikeliler, Asurlular ve Çinliler arasında yaygındır. Afrika bölgesinin inanışlarında rahmi simgelediğinden yine doğurganlığı ifade eder ve tüm evrenin sudan oluştuğu inancı da yaygındır. Altay Yaratılış destanında, başlangıçta her yerin sularla kaplı olduğu anlatılmaktadır. Tanrı Ülgen, kuşa dönüşerek suların üzerinde uçar ancak konacak bir yer bulamaz. Bunun üzerine gökten gelen bir ses tanrı Ülgen'e denizin içinden çıkan bir taşa konmasını söyler. Ülgen bu taşa konduğunda yerin ve göğün yaratılması gerektiğini düşünür ancak bunu nasıl yapacağını bilemez. Suların içinde yaşayan dişi ruh Ak Ana, Ülgen'e yaratılışı nasıl gerçekleştireceğini anlatır. Bunun üzerine tanrı önce yeri, ardından göğü yaratmıştır. Ardından da dünyanın dengesini sağlaması için üç balık yaratmıştır. Balıklar dünyayı alttan destekleyerek başıboş gezmesine engel olmuşlardır.

"

TASARIMLAR